ISSN : 1302-7123 | E-ISSN : 1308-5123
Şişli Etfal Tıp Bülteni - Med Bull Sisli Etfal Hosp: 41 (3)
Cilt: 41  Sayı: 3 - 2007
DERLEME
1. 
Üriner sistem taş hastalığında medikal tedavi ve diyet
Medical treatment and diet in urinary stone disease
Mesrur Selçuk Silay, Mustafa Kadıhasanoğlu, Cengiz Miroğlu
Sayfalar 7 - 12
Makale Özeti |Tam Metin PDF

ORIJINAL ARAŞTIRMA
2. 
Otoimmun büllü dermatozlarda demografik ve klinik özellikler
The demographic and clinical features of autoimmune bullous dermatoses
Koray Özkan, Ilknur Kıvanç Altunay, Adem Köşlü
Sayfalar 13 - 18
Amaç: Otoimmün büllü dermatozlar (OBD) genetik zeminde gelişen, vezikül ve büllerle seyreden, morbidite ve mortalitesi yüksek hastalıklardır. Bu dermatozlar, demografik ve klinik özellikler açısından farklılıklar göstermekte, tanısal ve tedavi zorlukları yaratmaktadır. Amacımız OBD’li hastalarda klinik, demografik özelliklerin araştırılması ve bulguların belgelendirilmesidir.
Gereç ve Yöntem: Ocak 1997 -Ocak 2007 tarihleri arasında kliniğimizde yatarak tedavi gören OBD’li hastaların epikriz ve genel arşiv dosyaları incelendi. Demografik özellikler, klinik bulgular kaydedilerek literatür gözden geçirildi.
Bulgular: Çalışmaya toplam 79 OBD hastası alındı, (yaş or¬talaması 52.96, kadın/erkek, 50/29).En sık OBD Pemfigus Vulgaris (PV, %49,36), en nadir OBD. Pemfigus Herpetiformis ve Lineer IgA dermatozu (%1,26) idi. PV hastaları orta-lama 34,2 günle en uzun yatış süresine sahipti. En sık anatomik tutulum yeri gövde arka yüz lokalizasyonuydu. (% 60). Oral mukozal lezyonlar en sık PV’ de görüldü.. Tanı almadan önce ortalama yakınma süresi en uzun olan hastalık, 89,16 ay ile Pemfigus Vejetans idi.
Sonuçlar: Bulgularımız literatürle benzerlik göstermekteydi.

3. 
Gebelikte sigara kullanımının maternal ve fetal komplikasyonlar üzerine etkileri
Effect of smoking in pregnancy on various maternal and fetal complications
Inci Davas, Ahmet Varolan, Ali Yazgan, Özge Yılmaz, Çağan Yardım, Atıf Akyol, Başak Baksu
Sayfalar 19 - 23
Amaç: Bu çalışma, sigara kullanımının çeşitli gebelik komplikasyonları üzerindeki etkisini ortaya çıkarmak için yapıldı.
Gereç ve Yöntem: Sigara kullanımına göre dört gruba ayrılan 1000 gebe kadın (Sigara kullanmayanlar, günde 1-5 adet sigara içenler,günde 6-10 adet sigara içenler, günde 10’dan fazla sigara içenler) retrospektif olarak incelendi.
Bulgular: Çalışma grubunun ortalama yaşı 28+-3A idi.Preeklampsi için odds oranı 0.64 preterm eylem için odds oranı 1.2 idi.
Yorum: Sigara kullanımı, preterm eyleme ve fetusta büyüme geriliğine yol açmaktadır; ancak preeklampsi insidansını azaltmaktadır.

4. 
Alt batın cerrahisinde bupivakain ve ropivakainin epidural anestezik etkinliklerinin karşılaştırılması
Comparison of efficiency of bupivacaine and ropivacaine in epidural anaesthesia in lower abdominal surgery
Şükrü Çiftçi, Ayşe Hancı, G. Ulufer Sivrikaya, Metin Bektaş, Sibel Oba
Sayfalar 24 - 29
Amaç: Çalışmamızda alt batın cerrahisi olgularında bupivakain ve ropivakain ile oluşturulan epidural anestezide blok özellikleri, peroperatuar hemodinamik değişiklikler ve postoperatuar erken dönemde analjezik özeliklerin karşılaştırılması amaçlandı.
Gereç ve yöntem: Hastanemiz Etik Kurulu izniyle, yazılı onayları alman, inguinal herni operasyonu geçirecek ASA I-Il grubundan 30 olgu çalışmaya dahil edildi. Premedikasyon tüm olgularda İV sıvı replasmanı sonrası midazolam ile sağlandı. L seviyesinden direnç kaybı yöntemiyle epidural aralığa girildikten sonra randomize olarak iki gruba ayrılmış olgulardan; Grup B’dekilere %0.5 bupivakain, Grup R’dekilere %0.5 ropivakain 15 ml verilerek epidural blok gerçekleştirildi. Çalışma parametreleri olarak hemodinamik parametreler (ortalama arter basıncı, kalp atım hızı), duyusal ve motor blok seviyeleri, duyusal bloğun 2 segment gerileme zamanı, postoperatuar 2. ve 6. saatlerde ağrı düzeyleri (Vizüel analog skala-VAS- ile), ilk analjezik ihtiyacı zamanı kaydedildi.
Bulgular: Her iki grupta hemodinamik parametrelerde peroperatuar kontrol değere göre anlamlı olmayan azalma saptandı (p>0.05). Grup B‘de Grup R’ye göre duyusal bloğun 2 segment gerileme zamanı anlamlı olarak uzun (p<0.05), motor blok seviyesi anlamlı olarak yüksek (p<0.05) bulundu. VAS değerleri gruplar arasında benzerdi (p>0.05). ilk analjezik ihtiyacı Grup R‘de Grup B’ye göre daha erken dönemde ortaya çıktı (p<0.05).
Sonuç: Alt batın cerrahisi geçirecek olgularda bupivakain ile oluşturulan epidural anestezide daha yüksek seviyede motor blok oluşumunun ve duyusal blokta daha geç oluşan gerilemenin, ropivakain ile oluşturulan epidural anesteziye oranla peroperatuar anestezi ve cerrahi ile postoperatuar analjezi kalitesine daha fazla katkısı olacağı düşünüldü. Bununla birlikte erken mobilizasyon istendiğinde ve kardiyotoksisite riski göz önüne alındığında ropivakain epidural yolla uygulamada bu tür girişimlerde bupivakaine alternatif olabilir.

5. 
Sağlıklı çocuklarda boğaz kültüründe üreyen mikroorganizmaların araştırılması
The reaserch of the microorganisms growing in the throat cultures of healthy children
Gönül Şengöz, Cangül, Kadriye Kart Yaşar, Bülent Durdu, Şemsinur Karabela, Özcan Nazlıcan
Sayfalar 30 - 34
Amaç: İnsan boğaz florası birçok bakteriyi barındırmaktadır. Kalabalık yaşam koşulları, boğazda bulunan normal flora bakterileriyle beraber patojen mikroorganizmaların da kolonizasyonunu arttırır.
Gereç-Yöntem: Okul çocuklarında, patojen olabilen bakterilerin diğer bakteriler ile birliktelikleri ve aynı sınıfta kümelenmenin varlığı incelenmiştir. Bu amaçla yaşlan 7 ile 10 arasında değişen sağlıklı 114 (67 erkek, 47 kız) çocuktan, boğaz sürüntüsü alındı ve üreyen mikroorganizmalar açısından değerlendirildi.
Bulgular: 11 farklı türden 290 bakteri izole edilmiştir. Bu mikroorganizmalar içinde S. pneumoniae %7, S. pyogenes %13 ve N. meningitidis %4 oranında izole edilmiştir.
Sonuçlar: Sonuç olarak patojen bakterilerin kız çocuklarda erkeklere göre daha fazla olduğu, kardeş sayısı arttıkça bakterilerin kolonizasyonunun arttığı gözlenmiştir. Bu durum, bu tip patojenlerle gelişebilecek infeksiyonlar açısından önemlidir. Patojen bakterilerde aynı sınıfta kümelenme görülmemiştir. Bakterilerin birlikte bulunuşları incelendiğinde bir özellik saptanmamıştır.

6. 
Normal ve neoplastik tiroid dokusunda p53 ve Kİ67
The evaluation of p53 and ki67 immune reactivity in normal and neoplastic thyroid tissues
Banu Yılmaz Özgüven, Yeşim Erdem, Fevziye Kabukçuoğlu, Tuğba Taşkın, Nedim Polat
Sayfalar 35 - 39
Giriş: p53 hücre siklus düzenleme mekanizmalarının merkezinde bulunan önemli bir transkripsiyon faktörüdür. Ki67’nin dokuda gösterilmesi ise proliferasyon aktivitesinin ölçümünü sağlar. Bu çalışmada, normal tiroid, fetal tiroid, hiperplastik nodül, folliküler adenom ve papiller karsinomda p53 ve Ki67 nin immünhistokimyasal boyanma profilleri araştırılmıştır.
Gereç ve yöntem: Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Patoloji Laboratuarında hiperplastik nodül, folliküler adenom ve papiller karsinom tanısı verilen 53 tiroid operasyon materyali yantsıra, 5 fetal tiroid ve 5 normal tiroid dokusu çalışma kapsamına alındı. Bu vakalara Kİ67 ve p53 immünohistokimyasal boya çalışmaları uygulandı. Her iki immün belirteç için nükleer boyanma değerlendirmeye alınarak sayım işlemi yapıldı.
Bulgular: Fetal tiroid, normal tiroid, hiperplastik nodül olgu¬larında Ki67 ve p53 için boyanma saptanmadı. Yirmi folliküler adenom olgusunun 3’ünde Ki67 için olumlu boyanma elde edilirken, p53 için boyanma saptanmadı. Yirmi iiç papiller karsinom olgusunun ise 19’unda Kİ67 ile, 6’sında da p53 ile olumlu boyanma saptandı. Bu bulgulara göre, papiller karsinomda p53 ve Ki67 boyanma oranları, folliküler adenom, hiperplastik nodül, fetal tiroid dokusu ve normal tiroid dokusuna göre anlamlı ölçüde yüksek bulundu (Kİ67 için p<0,0001 ve p53 için p< 0,05).
Sonuç: Papiller karsinomların, genel olarak düşük proliferasyona sahip tümörler olmakla birlikte, benign tiroid tümörleri ve normal tiroid dokusuna göre daha proliferatif olduğu ve p53 gen ekspresyonunun varlığı gösterilmiştir.

OLGU SUNUMU
7. 
Hiperparatiroidi ve diabetes insipidus ile seyreden îdiopatik adrenal hiperplazi olgusu
An adrenal hyperplasia case presenting with hyperparathyroidism and diabetes insipidus
Nur Şener, Sema Uçak, Tayyibe Saler, Emine Şatır, Yüksel Altuntaş
Sayfalar 45 - 48
Primer hiperaldosteronizm nedenleri arasında aldosteron salgılayan adenom, aldosteron salgılayan karsinom ile bilateral adrenokortikal hiperplazi yer almaktadır. Adrenokortikal hiperplazi vakalarının %25-35’ini teşkil eden idiopatik hiperaldosteronizmde adrenal kortekslerin makroskopik olarak normal, veya mikro ve makronodüllü, ya da mikroskopi ile hiperplazik oldukları gösterilmiştir. Biz hu olgu sunumumuzda 2 yaşından itibaren dirençli hipopotasemi tablosuyla seyreden ve bunun neden olduğu metabolik alkaloza bağlı iyonize kalsiyum düşüklüğü sonucu oluşan sekonder hiperparatiroidi ve yine hipopotasemiye bağlı nefrojenik diabetes insipiduslu vakayı irdeledik.

8. 
Ventriküloperitoneal şant enfeksiyonla olgularımız
Ventriculoperitoneal shunt infections: Our experiences
Leyla Telhan, Umut Zubarioğlu, Lalız Esin Kadıoğlu, Metin Uysalol, Ayşe Palanduz
Sayfalar 46 - 48
Amaç: Bu çalışmada ventriküloperitoneal şant enfeksiyonu tanısıyla izlenen olgulara ait bulguların sunulması amaçlandı.
Gereç ve Yöntem: 1 Ocak 2005-1 Nisan 2007 tarihleri arasında ventriküloperitoneal şant enfeksiyonu tanısı ile yatırılan 16 hastanın tıbbi kayıtları geriye dönük olarak değerlendirildi.
Bulgular: Hastaların 6’sı erkek (% 38), 10’u kızdı (% 62); yaş ortalaması 6.2 aydı (0.5-26 ay). 13 olguda doğumsal, 3 olguda edinsel nedenlerle hidrosefali gelişmişti. Enfeksiyonun ortaya çıkma zamanı ortalama 132.5 gündü (7-720 gün). 15 olguda (% 94) ateş ve huzursuzluk, 6 olguda (% 38) beslenme bozukluğu, 4 olguda (% 25) konvülziyon, 3 olguda (% 19) baş çevresinde büyüme ve 1 olguda (% 6) ciltten BOS sızıntısı mevcuttu. 2 hastanın (% 13) kan kültüründe, 6 hastanın (% 38) BOS kültüründe metisiline dirençli koagülaz negatif stafilokok üremişti. Hastanede yatış süresi ortalama 77.4±72.9 gün, ölüm oranı % 25 idi.
Sonuç: Ventriküloperitoneal şant enfeksiyonu mortalité ve sekel riski yüksek olan; uzun sürede ve güç tedavi edilebilen bir durumdur. Risk faktörlerinin varlığında erken tanı ve uygun tedavi ile sonuç yüz güldürücü olabilir.

LookUs & Online Makale