ISSN : 1302-7123 | E-ISSN : 1308-5123
Şişli Etfal Tıp Bülteni - Med Bull Sisli Etfal Hosp: 38 (2)
Cilt: 38  Sayı: 2 - 2004
ORIJINAL ARAŞTIRMA
1. 
Sigara ve gebelik
Cigarette smoking and pregnancy
Melahat Dönmez Kesim
Sayfalar 7 - 14
Makale Özeti |Tam Metin PDF

2. 
Servikal lenfadenopatilerin ayırıcı tanısında renkli-power doppler ultrasonografi
Differential diagnosis of cervical lymphadenopathy: usefulness of color-power doppler sonography
Barış Yanbuloğlu, Hüseyin Özkurt, T. Hakan Doğan, Ozan Karatağ, Metin Yıldız, Muzaffer Başak
Sayfalar 15 - 18
Amaç: Malign ve benign servikal lenf nodlarının ayırıcı tanısında renkli-power Doppler ultrasonografinin tam değerini araştırmak.
Metod: Servikal lenfadenopatileri olan 42 hastada lenf nodları, renkli-power Doppler ultrasonografi ile vaskiüer yapılarının morfolojik özelliklerine göre değerlendirildi. Bulgular histopatolojik tanılarla karşılaştırıldı.
Bulgular: Histopatolojik değerlendirme yapılan hastaların 20‘sinde metastaz, 8’inda lenf oma, 3’ünde tüberküloz ve kalan II hastada benign re aktif lenfadenit saptandı. Toplam olarak 2S lenf nodıı malign, 14 lenf ııodu benign olarak tanındı. Renkli-power Doppler ultrasonografi ile vaskiiler morfoloji değerlendirmesine göre 27 lenf nodıı ırıalign, 15 lenf nodıı ise beııign tanı aklı. Çalışmamızda renkli-power Doppler ultrasonografinin sensitivitesi %S9, spesifisitesi %85 olarak bulunmuştur.
Sonuç: Renkli-power Doppler ultrasonografi, malign-benign servikal lenfadenopatilerin ayırıcı tanısında yüksek tanı değerine sahip yararlı bir yöntemdir.

3. 
Evre IV epitelyal over kanserli hastalarda cisplatin-taxol kombinasyonu ile toksisite ve sağkalım değerlendirilmesi
The evaluation of the survival and toxicité with cisplatinum and taxol regimen in stage IV ovarian carcinoma
Didem Karaçetin, Yusuf Başer, Öznur Aksakal, Özlem Maral, Birsen Yücel, Doğan Özcan, Oktay Incekara
Sayfalar 19 - 21
Amaç: Over Ca’h hastalarda Cisplatin + Paclitaxel (Taxol) kombinasyonu He elde edilen sonuölann retrospektif değerlendirilmesi amaçlandı.
Materyal ve Metod: Kliniğimize evre iv epitelyal over kanseri tanısı ile müracaat eden ve takipleri 6 aydan uzun olan 13 hasta, uygulanan tedavi ve sonuçları yönünden retrospektif olarak değerlendirilmiştir.
Bulgular: Hastaların yaş gruplarına göre dağılımları: 1 has¬ta (%7.6) 21-30 yaş grubu, 4 hasta(%30.7) 41-50 yaş grubunda, 3 hasta (%23) 51-64 yaş grubunda, 5 hasta (%38.4) 65 ve üzeri yaş grubundadır. Hastaların median yaşı 54 (29- 72) dür Hastaların tamamı başvuru sırasında evre IV (FIGO) olarak değerlendirildi. Tümör markerlerinden serum CA 12-5 düzeyi 8 hastada (%61.5) yüksek, 3 hastada bakılmamış ve 2 hastada normal olarak bulundu. Hastaların IV e debulking amaçlı operasyon yapılmış, 2 has¬ta sadece biopsi ile over Ca olarak kabul edilmiştir. Hastalara adjuvan olarak cisplatin(75 mg/m2) + Taxol (175 mgtm.2) Dİ 21 günde bir olmak koşulu ile toplam 6 kür uygulanmıştır. Hastaların 8’ inde kemoterapi uygulaması süresince hafif hipersensitivite reaksiyonu görülmüş olup, grade (WHO) 3-4 hematolojik ve non-hematolojjk toksisiteye rastlanmamıştır. Medyan sağkalım 14.6 ay, 2 yıllık ortalama sağkalım %23 olarak belirlendi.
Sonuç: Over kanserinin standart tedavisi olarak kabul edilen cisplatin-taxol kombinasyonun etkili ve toksisitesi düşük bir rejim olduğu, bunun yanı sıra hasta yaşı ve evrenin sağkalımı etkileyen en önemli prognostik faktörler olduğu görülmüştür.

4. 
Endometrium kanserlerinde adjuvan radyoterapi sonuçlarımız ve prognostik faktörler
The results of adjuvan radiotherapy and prognostic factors in endometrium carcinoma
Didem Karaçetin, Doğan Özcan, Özlem Maral, Öznur Aksakal, Birsen Yücel, Yusuf Başer, Oktay Incekara
Sayfalar 22 - 24
Amaç: Bu çalışmada amaç kliniğimizde tedavi edilen endometrium kanserli olgulardaki radyoterapi sonuçları ve prognostik faktörleri irdelemektir.
Materyal Metod: Şişli Etfal Eğitini ve Araştırma Hastanesi Radyasyon Onkolojisi Kliniğine müracaat eden 107 endometrium kanseri tamlı hastadan 6 ay ve daha uzun süre takip edilen 58’i evrelere, histolojik suhtipe, aldıkları tedaviye göre hastalıksız ve ortalama sağkalımları incelenmiştir.
Bulgular: Hastaların ortalama yaşı 58,3 (27-80) clir. 49 has¬ta (%84.4) postmenopozal, 9 hasta (%15.5) premenopozaldir. Evrelere göre dağılımı: Evre IA; 5, Evre IB: 13, Evre IC; 14, Evre II A; 4 Evre HB; 5, Evre III A; 9, Evre II IB: 2, Evre IIIC; 2, Evre IV;I hasta, Nüks: 2 ve daha önce başka merkezde tedavi görmüş olup metastatik hastalık ile başvuran I hasta bulunmaktadır. Tüm vakalara anterior-posterior veya dört alan tekniği kullanılarak external pelvik radyoterapi uygulaması Co 60 teleterapi cihazı ile yapılmıştır. (45-54 Gy) Hastaların intrakaviter radyoterapisi (20-24 Gy) başka merkezlerde uygulandı. Tedavi sırasında 36 hastada WHO kriterlerine göre grade 3 diare saptandı. Ortalama sağ kalını 44,7 ay, 5 yıllık sağkalım oranı % 36’dır. 33 olgıı halen hastalıksız olarak izlenmektedir.
Sonuç: Endometrium Ca’da grade’in iyi değerlendirmesi gerekir. Bu hastalığın hem prognozu henule tedavisi açısından son derece önemlidir Grade‘in artması, ile birlikte nüks oranlarıda artmaktadır ve sağkalımla direkt ilişkilidir Literatürde grade 2 (%40-60) hastalar daha sık olup sadece evre I endometrium karsinomu içeren serilerde iyi diferaıısiye kanserlere daha çok rastlanmaktadıı: Çalışmamızda ancak 51 hastanın grad’i değerlendirilmiş olup bunların 16’sı grade I, 27’si grade II, 8’ grade III olarak bulunmuştur.

5. 
Üriner sistem ve safra kesesi kalküllerinde, yanıp-sönme artefaktının renkli doppler ve power doppler sonografi ile değerlendirilmesi
Evaluation of color and power doppler twinkling artifacts from urinary tract and gallbladder calculi
Ayşe Deniz Kahraman, Nuran Yılmaz, Ali Şenol Çelebi, Kosti Can Çalışkan, Zeki Karpat
Sayfalar 25 - 28
Amaç: Bu cahşınanm amacı renkli ve power doppler yanıp sönme (twinkling) artefaktl arının üriner sistem ve safra kesesi kalküllerinin tanısında ek sonografik bulgu olarak kabul edilebilirliğini belirlemektir.
Gereç ve Yöntem: Ultrasonografide eıı az 1 iiriner kalkül saptanan 40 ve safra kesesinde en az 1 kalkül saptanan 15 hasta renkli doppler sonografi ile incelendi. İncelemeler gri skala, renkli doppler power doppler ve spektral doppler incelemeyi kapsıyordu.
Bulgular: 65 üriner kalküliin 55’ inde (% 84) kalküliin üstünde ya da distalinde renk artefaktl mevcuttu. Spektral incelemede birbirine çok yakın vertikal çizgilenmeler izlendi. 35 safra kesesi kal kül ünün 33’ünde (% 94) twinkling artefaktı izlendi.
Sonuç: Üriner sistem ve safra kesesi kalküllerinde renkli doppler ve power doppler twinkling artefaktı oldukça sık görülmekte olup, üriner sistem ve safra kesesi kalküllerinin tanısında ek sonografik bulgu olarak kabul edilebilir.

6. 
Cilt hemanjiomalı hastaların değerlendirilmesi
The evaluation of the skin hemangioma patient
M. Arslan, A. N. Karadeniz, M. Karnap, M. Güveli, G. Aksu
Sayfalar 29 - 32
1991-1995 tarihleri arasında I. Ü. Onkoloji Enstitüsü ne cilt hemanjiomalı yirmibeş hasta tedavi için başvurmuştur. Bu hastalar retrospektif olarak analiz edilmiştir. Cilt hemanjiom- larında radyoterapi, oryan fonksiyonunu veya hasta hayatım tehdit eden, alternatif tedavilerin başarısız olduğu durumlar için saklanır. Radyoterapi, konvansiyone fraksiyonla 30 Gy olarak tavsiye edilir (!). Cilt hemanjiomalı hastalarda ortalama yaş 4 (I ay-52 yaş) yaş dır. Olgulardan 19 olgu kadın, altı olgu erkektir. Cilt hemanjiomalı hastalar ciltte kızarıklık ve renk değişikliği nedeniyle müracaat etmişlerdir. Cilt hemanjiomaların %68’i yüz bölgesinde, %16’sı gövdede, %16’sı üst ekstremitededir. Cilt hemanjiomalı 18 hastaya tedavi yapılmamış takip yapıl¬mıştır. Uç hastaya cerrahi, iki hastaya sklerozun tedavi, bir hastaya radyoterapi ve diğerine interferon uygulanmıştır. Tedavi uygulanan hastalarda iyileşme ve yanıt sağlanmış, takip edilen hastaların %6’sında tam, %56’sında kısmi iyileşme görülmüş, %32’sinde lezyon stabil kalmış ve %6’sında lezyonda progresyon görülmüştür. Cilt Hemanjiomu, Radyoterapi

7. 
Uzun süreli operasyonlarda propofol ve sevofluranın karaciğer- böbrek fonksiyon testleri ve derlenme üzerine etkilerinin karşılaştırılması
Comparison of the effects of propofol and sevoflurane on liver-renal function tests and recovery characteristics in long lasting surgeries
G. Ulufer Sivrikaya, Ayşe Hancı, Banu Burgutoğlu, Fatma Gündoğan, Şükrü Çiftçi
Sayfalar 33 - 38
Amaç: Çalışmamızda, uzun süreli operasyonlarda propofol ile sevofluranm karaciğer; böbrek fonksiyon testleri ve derlenme üzerine etkilerinin karşılaştırılması amaçlanmıştır.
Gereç ve yöntem: Hastane Etik Kurul izniyle ASA /-//, 36 olgu rasgele 2 gruba ayrıldı. Propofol ve atraküryumla indüksiyonu takiben, anestezi idamesinde Grup P’de propofol infüz- yonu(4-8 mg/kg/saat), Grup S’de sevofluran(%2-3) kullanıl¬dı. Lire, kreatinin, AST ve ALT preoperatif, peroperatif 2 saat arayla, postoperatif 30. dk ve 24. saatlerde tespit edildi. Der¬lenme; gözlerini açına, sözel uyarıya yanıt, oryantasyon-ko- operasyoıı zamanları ile değerlendirildi.
Bulgular: Anestezi süreleri; Grup P’de ortalama 349.7 dk, Grup S’de 355.5 dk idi. Laboratuar bulguları gruplar arasın¬da benzerdi. Postoperatuar dönemde preoperatuar döneme göre anlamlı fark saptanmadı. Gözlerini açma ve sözel uyarıya yanıt süreleri Grup P‘de Grup S’ye göre kısa olmakla birlikte, aradaki fark anlamlı, bulunmadı. Oryantasyon-kooperasyorı zamanlan Grup S’de anlamlı olarak uzundu.
Sonuç: Propofol veya sevofluran He uzun süreli operasyonlarda karaciğer ve böbrek fonksiyon testlerinde anlamlı değişiklikler olmamış, ancak derlenme propofol ile daha hızlı olmuştur.

8. 
Pankreas kanserlerinin preoperatif rezektabilite değerlendirilmesinde spiral BT
Helical CT of pancreatic cancer; assessment of resectability before surgery
Nuran Yılmaz, Hüseyin Özkurt, Hülya Değirmenci, Ayşe Deniz Kahraman, Muzaffer Başak
Sayfalar 39 - 43
Amaç: Çalışmamızın amacı, klinik açıdan pankreas kanseri olduğu düşünülen hastaların preoperatif değerlendirilmesinde spiral BT’nin doğruluğunu, cerrahi ve histopatolojik sonuçlarla karşılaştırarak prospektif olarak değerlendirmektir. Bu çalışmada olguların spiral BT bulgularını inceleyerek pankreas kanserinin tanısı ve peripankreatik vasküler invazyon acısından rezektabilite kriterlerini araştırdık.
Materyal ve Metod: Pankreas kanser şüpheli 15 hasta, preoperatif değerlendirme ve evreleme amacıyla spiral BT (arteryel ve pankreatik faz için 3 mm, portal faz için 5 mm kesit kalınlığı) incelemeye alındı, inceleme, IV kontrast madde (100 mİ, saniyede 3 ınl gidecek şekilde) uygulandıktan sonra arteryel faz için 25saniye, pankreatik faz için 50-60 saniye, portal faz için 80 sn gecikme süresi verilerek yapıldı. İki radyolog, prospektif olarak pankreas kanserinin, tanı ve vasküler invazyon kriterlerini değerlendirdi. Tümörün damar yapılardaki çevresel devamlılığın derecesi her hasta için not edildi (çevresel devamlılık yok, çevresel devamlılık < % 50, çevresel devamlılık > % 50).
Bulgular: On beş olgu operasyona alındı. Küratif amaçlı radikal cerrahi operasyon planlanan yedi hastadan beşinde başarılı olundu. Rezektabilite açısından pozitif prediktif değer % 71 (5 I 7) bulundu. BT bulgularına göre rezektabl olarak değerlendirilen 2 olgu operasyon esnasında vaskiiler invazyon nedeni ile uıırezektabl olarak değerlendirildi. Pankreas kanserlerinde rezektabilite kriterlerini değerlendirmede spiral BT‘nin doğruluk oranı % 87 (13 II5) bulundu.
Sonuç: Pankreas kanserlerinde preoperatif değerlendirme için spiral BT yararlı bir yöntem olarak bulunmuştur.

9. 
Yara örneklerinde izole edilen stafilokok suşlarının çeşitli antibiyotiklere direncinin araştırılması
Antibiotic resistance of staphyloccocal strains isolated from wound specimens
Birsen Durmaz Çetin, Nuran Özcan, Mehtap Oktar, Alper Gündüz, Mustafa Gül
Sayfalar 44 - 47
Amaç: Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Mikrobiyoloji laboratuarında, 1999-2002 yılları arasında değişik kliniklerden gönderilen yara örneklerinden izole edilen 1080 stafilokok suşunun çeşitli antibiyotiklere dirençleri araştırılmıştır.
Gereç ve yöntem: Bakteri tanımlamaları koloni morfolojisi, üreme ve gram boyanma özellikleri, katalaz ve koagülaz testleri ile gerçekleştirildi. Bu suşların metisilin, sefazolin, erit-romisin, tetrasiklin, gentamisin, arnikasın, siprofloksasin, Trimetoprim-Sulfametaksazol (TMPISXT)’ye karşı antibiyotik direnci National Comitee for Clinical Lahoratory Standarts (NCCLS) kriterlerine uyularak Kirby-Bauer disk difüzyon yöntemi ile saptandı. Fusidik asit duyarlılığına ise Comité de L’antibiogramme de la Société Française de Microbiologie’nin kriterlerinden yararlanıldı.
Bulgular: İzole edilen Stafilokok suşlarmm 670‘i (%62) S.aurais, 410‘u (%38) KNS olarak tanımlanmıştır. S. aureus suşunun 260‘/ (%38) metisiline dirençli (MRSA) olduğu belirlenirken, KNS suşunun 220’si (%53) metisiline dirençli (MRKNS) olduğu saptanmıştır. Çalışılan antibiyotiklerin direnç oranları, metisiline dirençli suşlarda duyarlı olanlardan daha yük¬sek saptanmıştır. Vankomisine dirençli suşa rastlanmamıştır. Metisiline dirençli suşlara karşı, etkin antibiyotikler sırasıyla TMP/SMX, fusidik asit, amikasin, siprofloksasin, gentamisin olarak sıralanmıştır.
Sonuçlar: Hastanede gelişen stafilokok enfeksiyonlarında metisilin direnci yanında çoklu antibiyotik direnci hastanemizin önemli bir sorunu olarak görülmektedir.

OLGU SUNUMU
10. 
İdiyopatik trombositopenik purpura tanısı olan bir hastada infeksiyona sekonder gelişen reaktif trombositoz
Reactive thrombocytosis secondary to infection in a patient with idiopathic thrombocytopenic purpura
F. Kerim Küçükler, Çiğdem Y. Ersoy, S. Kerem Okutur, Cemal Bes, Göktuğ Şirin, Ülkü Kerimoğlu, Sertaç Öztürk, Levent Dalar, Fatih Borlu
Sayfalar 48 - 52
İdiyopatik trombositopenik pıtrpura (ITP) tedavisinde platelet sayısını arttırmak iciıı steroidler, immunsupresif ajanlar ve splenektomi kullanılmaktadır. Reaktif trombositoz infeksiyon, travma, malignaıısi gibi çeşitli durumlarda platelet sayısının normalin üzerine çıkmasıdır. Literatürde ITP hastalarında reaktif trombositozım görülebildiğine dair az sayıda yayın bulunmaktadır.

11. 
Diz eklemine ait pigmente villonodüler sinovit olgusu
Pigmented villonodüler synovitis of the knee joint
Ahmet Mesrur Halefoğlu, Sami Yakut, Muhammet Acar
Sayfalar 53 - 55
Pigmente villonodüler sinovit eklemleri, bursaları ve tendon kılıflarını döşeyen siııovial membranm proliferatif bir hastalığı olup, genellikle benign bir durum olarak kabul edilmektedir. Hastalık hemen daima monoartikiilerdir ve diz eklemi en sık tutulan eklemdir. Biz olgu sunumumuzda 53 yaşındaki bir erkek hastada sağ diz eklemine ait yaygın pigmente villonodüler sinovit tutulumunu gösterdik ve hastalığın klinik görünümünü, patolojisini, tedavisini ve tanısında manyetik rezo¬nans göriintiilmenin değerini tartıştık.

12. 
Dış kulak yolu tutulumu olan pemfigus vulgaris
Pemhigus vulgaris with external ear involvement: a case report
Eda Kumbasar, Gonca Gökdemir, Berna Uslu- Coşkun, Ilknur Kıvanç- Altunay, Adem Köşlü, Damlanur Sakız
Sayfalar 57 - 59
Pemfigus vulgaris, normal deride veya miiköz memhranlarda hüllerle seyreden nadir otoimmün bir hastalıktır. Pemfigus vulgarisin deri lezyonları tipik hallerden ve ülserasyonlardan oluşur. Lezyonların çoğu oral mukozada haşlar. Oral mukoza dışında konjunktiva, farenks, larenks, özefagus, iiretra, vulva ve serviks tutulumu bildirilmiştir. Burada nadir hir lokalizasyon olması nedeniyle dış kulak yolu tutulumu olan pemfigus vulgarisli 72 yaşındaki erkek hasta sunulmaktadır.

13. 
Özefagus atrezisine eşlik eden nadir bir ekstremite anomalisi: fokomeli
An extremely rare limb defect with esophageal atresia: phocomelia
Mustafa Inan, Turan Ceylan, Naci Öner, Burhan Aksu, Mehmet Pul
Sayfalar 60 - 63
Özefagus atrezisine sıklıkla başka sistemlere ait anomaliler eşlik eder. Bu tür hastaların bir kısmı VACTERL birlikteliği şeklinde karşımıza çıkar. Özefagus atrezisiyle akciğer hipoplazisi seyrek de olsa görülen bir durum olmasına rağmen, fokomeli beraberliği daha önce bildirilmemiştir. Bu olgu sunu¬munda özefagus atrezisi, distal trakeaözefageal fistülü, fokomelisi ve pulmoner hipoplazisi şüphesi olan bir kız yenidoğan literatür bilgileri eşliğinde sunuldu.

LookUs & Online Makale