ISSN : 1302-7123 | E-ISSN : 1308-5123
Şişli Etfal Tıp Bülteni - Med Bull Sisli Etfal Hosp: 34 (1)
Cilt: 34  Sayı: 1 - 2000
ORIJINAL ARAŞTIRMA
1. 
Torch
Torch
Ahmet Varolan, Ayşin Aras Altın, İnci Davas
Sayfalar 7 - 12
Makale Özeti |Tam Metin PDF

2. 
Deneysel Süperior Mezenter Artar Trombozunda Defibrotide Kullanımının Etkileri
The Effect of Defibrotide in Experimental Superior Mesenteric Artery Trombosis
Mehmet Uludag, Gürkan Yetkin, Abut Kebudi, İsmail Akgün, Mustafa Özbagrıaçık, Adnan İşgör, Gülen Dogusoy
Sayfalar 13 - 19
AMAÇ: Çalışmamızda profibrinolitik, antitrombotik ve sitoprotekti ajan olan defibrotide‘ in süperior mezenter arter trombozundaki etkisi deneysel olarak araştırıldı.
MATERYAL VE METOD: Yedişer denek halinde 3 gruba ayrılan 21 adet Wistar-Albino tipi erkek sıçan kullanıldı. Tüm deneklerde süperior mezenterik arterde trombüs oluşıu­rııldu. Kontrol grubundaki (/.grup), ıerapötik defibrotide grubundaki (2.grup) ve profilaktik-terapöıik defibrotide grubundaki (3.grup) tüm deneklerde, post-op 24. saatte iskemi oluşturan barsak segmeenti, mezenter arter ile birlikte rezeke edilerek histopaıolojik olarak incelendi.
BULGULAR: 1. ve 2. Grup arasında iskemi açısından anlamlı fark saptanmadı (p>0.05 ). Fakat /.grupta %42.8 oranında transmura/ nekroz tespit edilmesine karşı.n, 2. ve 3. grupta transmural nekroz saptanmadı. Ayrıca 1. ve 3. grup arasında iskemi açısıııdan anlamlı fark bulundu. (p<0.01).
SONUÇ: Defibrotide‘ nin terapötik dozda ağır nekrozu önlerken, profilakıik-terapötik verildiginde sadece ağır nekrozu önlemekle kalmayıp, iskemiyi de önemli ölçüde azalttığı sonucuna varıldı.

3. 
Sinir Defekti Onarımında Ven ve Sinir Greftlerinin Karşılaştırılması
Comparison of vein and nerve grafts in nerve defect repair
Kemal Uğurlu, Zafer Özsoy, Ethem Güneren, Çağrı Sade, Halis Enhoş, Tülay Başak
Sayfalar 13 - 21
Amaç: periferik sinirin geniş ¿efektlerinde sinir greftleriyle onanın yapılır. Sinir greftlerinin¡sağlanı bir sinir segmentiııiıı doııör olarak kullanılması, alındığı yerde duyu kusuru bırakması, yeterli uzunluk ve kalınlıkta greft bulunamaması gibi sorunları vardır. Bu nedenle geniş sinir defekti onarımlarında, sinir greftleriııe alternatif otolog greft arayışları devam etmektedir. Bu çalışmada sinir greftleri yerine otolog ven greftleri kullanılarak sinir greftleri ile karşılaştırılmışım.
Materyal ve Metod: ağırlıkları 210-270 gr. Arasında değişen 28 adet Wistar cinsi sıçan rast gele iki gruba ayrıldı. Grup A‘daki 14 sıçanın sağ siyatik sinirinden 1 cm’lik bir segment rezeke edildi ve tekrar yerine greft olarak 1010 Ethilonla siitüre edildi. Grup B’deki 14 sıçanda ise aynı 1. Gruptaki şekilde, sağ siyatik sinirden oluşturulan def ekte Vena Jugularis Externadan alman 1.2 cm uzunluğundaki ven grefti 1010 Etlıilonla süt üre edilerek onarım yapıldı. Bu sıçanlar alt gruplara (4,4,6 Adet sıçan) ayrılarak sırasıyla I., 3. Ve 5. Aylarda Histopatolojik ve Elektrofizyolojjik olarak değerlendirildi. Ven ve sinir greftleri, histopatolojik olarak liflerin organizasyonu, miyeliıı kılıf ve koııjonktif doku açısından, elektrofizyolojik olarak ise lateııs dönem ve amplitiidler açısından karşılaştırıldılar.
Bulgular: her iki gruptaki bütün greftler içerisinde sinir regenerasyonu gözlendi. Ven greftler inde regenerasyon lıızı, erken dönemdeki (1. Ve 3. Ayda) değerlendirmelerde: sinir greftleriııe göre daha geç bulundu. Ancak geç dönemdeki değerlendirmede (5. Ay) sinir greftleriyle, ven greftleri arasında anlamlı bir fark görülmedi.
Sonuç: Sonuç olarak Uzun vadede geniş sinir defektlerinin onarımında ven greftlerinin sinir greftleriııe güvenilir bir alternatif olduğu kanısındayız.

4. 
Hodking Lenfomali Hastalarda Tedavi Sonuçlarımız
Treatment Results Of Hodgkin Lymphomas in Our Clinic
Birsen Yücel, Didem Karaçetin, Orhan Kızılkaya, Oktay İncekara
Sayfalar 20 - 22
AMAÇ: Hodking Lenfoma tanısı ile Şişili Etfal Eğitim Araşıırma Hastanesi Radyasyon Onkolojisi Klinliğinde tedavi vetakip edilen hastaların sağkalım oranlarının incelenmesi amaçlandı.
MATERYAL METOD: bu Çalışmada 1989 -1999 Yılları arasında ŞEH Radyasyon Onkolojisi Klinliğinde takip edilen /86 Hodking Lenfoma Tanılı hasta yaş grubu dağılımı, evreleri, histopatolojik a/tgrupları, uygulanan tedavi yöntem­leri ve tedavi sonuçları yönünden değerlendirildi.
BULGULAR: Hastaların ll2‘ si erkek, 74‘ ü kadın dır. Erkek/ Kadın 1.511 olarak bulunmuştur En sık 20 -40 yaş grubu gözlenmiştir. Histopatolojik olarak mikst hücreli alt grgp en sık ( 82 hasta) ‘tır Hastaların 182‘sinde lenfatik bölge yerleşimi, 2‘sinde kemik yerleşimi, J‘ inde paratis yerleşimi ve J7inde de tonsil yerleşimi gözlenmiştir.
SONUÇ: Tedavi sonrası sağkalım oranları evre l ve 2 için 5 yıllık %90, lOyıllık %86 olarak bulunmuş, evre 3 4 hastalık için 5 yıllık sağkalım %62 olarak bulunmuştur.

5. 
Prenatal Riskin Belirlenmesine Zeynep Kamil Hastanesinde Çalışılan Üçlü Tarama Testinde Maternal Serumdaki Hcg, Afp, Ue3 Hormonlarının Median Degerlerinin Belirlenmesi
Measurement of Maternal Serum median HCG, afp and UE3 Hormon levels with triple screening test in Zeynep Kamil Hospital to predıct Prenatal risk
Ayşen Özkoral, İlter Güner, Seracettin Günaydın, Bilge Türköver
Sayfalar 29 - 33
AMAÇ: Prenatal riskin belirlenmesi amacıyla yapılan üçlü tarama testinde,anne yaşının getirdiği riske ilave olarak,maternal serumundaki AFP.HCG ve uEJ değerlerinin gebelik haftalarına göre olması gerekn değerlerden farklılığı değerlendirilir.Bu çalışmada amacımız bölgesel farklılık/ar taşıdığına inanılan MSHCG,MSAFP,MSHCG hormonlarının median değerlerinin doğru tespit edilmesi için Zeynep Kamil Hastanesi Hormon Laboratuvarına başvuran 14-20 gebelik haftasındaki gebelerden kendi bölgesel median değerlerimizi belirleyerek üçlü tarama testinde ideal sonuçlara ulaşmayı sağlamaktı.
MATERYAL VE METOD: Bu çalışma 2411011997-27/9/2000 tarihleri arasında Zeynep Kamil Hastanesi Hormon Laboratuvarına başvuran 3012 gebe üzerinde yapıldı.Maternal serumda AFP,HCG,uE3 hormonlarının analizi yapıldı.
BULGULAR: 3012 gebede prenatal risk belirleme amacıyla kul/andığımız MSAFP,MSHCG,MSuE3 ölçümü ile elde ettiğimiz median değerlerinin minimal de olsa typolog software‘ in önerdiği median değerlerine göre MSHCG için 14, 15, 16, 17, /9.haftalarda,MSAFP için 14, 15, 16, 17, 18, 20‘inci haftalarda, MsuEJ için 14, 20.‘inci.haftalarda farklılıklar gösterdiği tespit edildi. 3012 gebeden 149‘ unda prenatal risk bulundu. Prenatal risk tespit edilen gruptan Zeynep Kamil Hastanesi Genetik Laboratuvarına başvuran 28 gebenin amniosentez ile değerlendirilmesi yapıldığında 2 gebede trizomi tespit edildi.
SONUÇ: Prenata/ risk taraması yapılırken.gebelik haftalarına uyan MSHCG; MSAFP, MSuE3 medyan değerlerinin testi uygulayan laboratuvar bazında bilinmesi gerekir.Bu parametrelerin medyan değerlerinin toplumlar, hatta bölgesel fark/ ı l ıklar gösterebileceği düşünü/düğ ünden, laboratuvarımıza başvuran gebelerin oluşturduğu medyan değerlerin belirlenmesi, bu testin sağlıklı bir şekilde uygulanabilmesi iç_in bir önko_fuldur.

6. 
Testis Tümörlü Olgularımız
Testis Tumors in Our Clinic
Didem Karaçetin, Orhan Kızılkaya, Birsen Yücel, Oktay İncekara
Sayfalar 34 - 36
AMAÇ: Bu Çalışmada 96 testis tümörlü hastada tedavi ve takip sürelerinin değerlendirilmesi amaçlandı.
MATERYAL METOD: 1989 yılından itibaren 10 yıllık sürede toplam 96 testis tümörlü hasta Şişli Etfal Hastanesi Radyasyon onkolojisi Kliniğinde tedavi ve takip edilmiştir.
BULGULAR: Takip edilen 96 testis tümörlü hastanın yaş gruplarına göre dağılımında en çok vaka 2040 yaş grubunda (48 hasta) olup, 3 hastada bilateral dir. Vakaların 43 tanesi pür seminom olup germ hücre dışı histolojik tanılı vaka sayısı 5‘dir.
SONUÇ: Seminoma hastalarında Evre 1 için 5 yıllık sağ kalım % 1 O, Evre 2 ‘de % 65, Evre 3-4 hastalarda Evre 1 için 5 yıllık sağ kalım % 76 olarak bulunmuştur. Nom seminomatöz tümörlü hastalarda Evre 1 için 5 yıllık sağ kalım % 58, Evre 2 için% 43, Evre 3-4 için 2 yıllık sağ kalım% 65 olarak bulunmuştur.

7. 
Recombinan Human Erthropoietin (R-Huepo) Kulanmakta Olan Kronik Regüler Hemodializ Hastalarında L-Karnitin Kullanımının Anemi Ve R-Huepo İhtiyacına Olan Etkileri
L-Carnitene Effects On Anemia And The Response To Erythropoietin Treatment in Hemodialysis Patients
Yalçın Özbahar, Özçelik Okayer, Özlem Harmankaya, Aydoğan Öbek
Sayfalar 37 - 42
AMAÇ: Düzenli hemodiyaliz tedavisi görmekte oları kronik böbrek yetersizlikti hastalarda, anemi etyopatogenezinde sekonder karnitin eksikliğinin de rolü olduğu ve L- karnitin tedavisi ile aneminin olumlu yönde etkilendiği bildirilmektedir. Litelatürde L- karnitinin recombinant human erythropoietin (r-HuEPO) ile kombine kullanımına dair çalışmalar çok yeni ve az sayıdadır. Çalışmamızda kronik regüler hemodializ tedavisi gören ve r-HuEPO kullanmakta olan hasıalarda; L- karnitin tedavisinin hastaların anemisine ve r-HuEPO ihtiyacına olan etkileri araşıırılmıştır.
MATERYAL METOD: 12 aydan daha uzun süredir düzenli hemodializ tedavisi gören ve 6 aydan daha uzun süredir r­HuEPO kullanmakta olan 20 hasta ( 11 erkek, 9 kadın) onar kişilik 2 gruba ayrıldı. Birinci gruba altı ay süre ile her hemodieliz seansı sonrası 1 gr. L-karnitin intravenöz olarak plasebo verildi..
BULGULAR: Çalışmanın başında, 3. aJda ve 6. ayda tüm hasıaların hematokrit, hemoglobin ve r-HuEPO ihtiyaçları hedeflenen hematokrit % 30 -32 olaak şekilde belirlenir. L­karnitin tedavisi uygulanan grupta 6. aydaki haftalık r­HuEPO dozuna göre anlamlı düşüş tesbit edildi ( başlangıçta 7000 ± 2372 ülhafta iken 6. ayda 4900 ± 3355 ü/hafta ). 6. ayın sonunda R- HuePO ihtiyacı başlangıçtakine göre% 59 oranında azaldı (p<0,05). Buna karşılık plasebo grubunda r-HuEPO ihtiyacında anlamlı bir değişiklik saptanmadı.
SONUÇ: Bu çalışma bize, L-karnitin tedavisinin regüler hemodializ hasıalarında anemi üzerinde olumlu etkisinin olduğu ve r-HuEPO gereksinimini azalttiği izlenimini vermiştir.

8. 
Üriner Sistem Enfeksiyonlarında İzole Edilen Bakteriler Ve Antibiyotik Duyarlılıkları
Bacteria İsolatedfrom Urinary Tract Infections ard Their Antibiotic Susceptibility
Engin Seber, Birsen Durmaz, Fatma Korkmaz, Kadir Güneş, Nurdan Okunakol
Sayfalar 43 - 45
AMAÇ: Hastane infeksiyonları içinde birinci sırada yer alan üriner sistem infeksiyonlarında idrar örneklerinden izole edilen etkenleri antibiyotik duyarlılığının saptanması, tedavisinin yönlendirilmesi, direnç gelişiminin önlenmesi ve hastane enfeksiyonlarının kontrolü için önem taşımaktadır. Çalışmamızda hastanemiz için, üriner sistem infeksiyon etkeni olan mikroorganizmaları tanımlayıp, antibiyotik duyarlılıklarını saptayarak ampirik antibiyotik tedavisinin yönlendirilmesi amaçlanmıştır.
MATERYAL METOD: Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kliniklerinden Mart 1998-Mart 1999 tarihleri arasında ürinerenfeksiyonları ö.ntanısı ile laboratuvarımıza gönderilen idrar kültürleri retrospektif olarak değerlendirildi. Bakterilerin antibiyotik duyarlılıkları disk diffüzyon yöntemi ile saptandı.
BULGULAR: İncelemeye alınan 996 idrar örneğinden 365‘ inde (%6) etken izole edilmiştir. İzole edilen mikroorganizmaların 230‘ u (%63,2) gram negatif enterik basil, 54‘ü (%14,7) maya, 48‘i (%13,J) non-fermantatif gram negatif basil, 33‘ (%9) gram pozitif kok olarak tanımlanmıştır.
SONUÇ: Çalışmamızda idrar kültürlerinden en sık E.coli‘ nin etken olarak saptandığı, etken bakterileri antibiyotik dirençlerinin daha önceki yıllara göre artış gösterdiği gözlenmiştir.

9. 
Hipofiz Tümörlerinde External Radyoterapi Sonuçlarımız
External Radiotherapy in Hypophys is Tumors; Our Results
Alpaslan Mayadaglı, Mehtap Dalkılıç Çalış, Oktay İncekara
Sayfalar 46 - 48
AMAÇ: Pitüiter adenoıılar oldukça biiyük boyutlara ulaşırlar ve direkt yayılımları mevcuttuı‘. Kliniğimize 1990-1998 yılları arasında hipofiz adeııomu tanısıyla başvuran hastalan redrospektif olarak irdelenmiştir.
GEREÇ VE YÖNTEM: Kliniğimize 1990-1998 yılları arasıda 20 hasta başvurmuştur. Kadml erkek oranı: 3-1 ensık görülen yaş grubu 3 l-40‘tır. Hastaların l 2‘sinde sekretuar (%60) 8‘ inde nonsekretuar (%40) tümör mevcuttur.Tümör çapı adenoma 3 hasta‘ da (%15 ), mikst hormon sekresyonlu adenoma 4 hasta‘ da (%20) vardı. Suprase//ar yayılımına göre dağılımı; Tip A: 14 hasta Tip B: 1 hasta, Tip C: 2 hasta, Tip D: 3 hasta vardı. Hastaların 13‘ üne yapılarak kliniğimize gönderilmiştir. Hastaların tümüne radyoterapi uygulanmıştır.
SONUÇ: Kadınlarında hipofiz tümörleri daha sık görülmektedir. Sekretuar tümörü oalanların takip süresi, nonsekretuar tümörü olanlara göre daha iyi bulunmuştur. En uzun takip süresi prolaktin salgılayan tümörledidir. Cerrahi sonrası radyoterapi uygulanmayan hastalarda nüks oranı yüksektir. Eksius olan hastalar endokrin nedenlere bağlı olarak kaybedilmiştir.

10. 
Postmenopazal Hormon Replasman Tedavisinin İnternal Karotis Arter Pulsatilite İndeksi Üzerine Etkisi
Effect Of Hormone Replacement Therapy On Internal Carotid Artery Pulsatility Index
Melahat Dönmez, Buğra Yücesan, Savaş Özdemir, Gül Mandıracı, Akın Aydemir
Sayfalar 49 - 52
AMAÇ: Amacımız, postmenopaıal hormon replasman tedavisinin internal karotis arter kan akımı üzerine olan etkisi araştırmaktı.
MATERYAL VE METOD: 33 postmenopoıal erken dönemdeki olguya, oral kesintisiz konjuge östrojen (0.625mglgün) ve her 4 haftalık peryodun son 12 gününde siklik medroksiprogesteronasetat (5mglgün) verildi. Kontrole gelen I 5 olgu değerlendirmeye alındı. Doppler ultrasonografi ile, tedavi öncesi ve tedaviden 3 ay sonra, internal karatis art el pulsatilite indeksi ( Pİ) ölçüldü.
BULGULAR: Tedevi öncesi ortalama Pİ değeri 1.2 + 0,4 tedavi sonrası ise 0,8 + 0,4 olarak belirlendi. Tedavi sorırası ortalama Pi değerindeki düşüş istatistiksel olarak anlamlı bulundu.
SONUÇ: Postmenpozal kadınlarda hormon replasman tedavisinin,karotis arter Pİ değerlerinde hızlı ve istatistiksel olarak anlamlı bir düşüş sağladığı görüldü. i3‘u, postmenopozal hormon rep/asmanının kardiyoprotektif etkisinin, kısmen östörojenin periferik vasküler resistansı azaltmasına bağlı olabilceğini göstermektedir.

11. 
Meme Kanserinde Tedavi Sonuçlarımız
Summaries Of Treatment Of Breast Cancer in Our Clinic
Didem Kara Çeten, Orhan Kızılkaya, Alpaslan Mayadaglı, Oktay İncekara
Sayfalar 53 - 56
AMAÇ: Bu çalışmada kliniğimizde takip ve tedavileri yapılan Meme Ca tanısı almış 327 hastanın tedavi sonuçları retrospektif olarak değerlendirilerek tartışılmıştır.
MATERYAL VE METOD: 1987-1995 yılları arasında Şişli Etfal eğitim ve araştırma hastanesi radyasyon onkolojisi kliniğine müracaat eden patolojik olarak Meme Ca tanısı almış 327 hastanın tedavi ( radyo terapi, sistemik kemoterapi, hormona terapi, kombine tedavi) sonuçları prognostik faktörler eşliğinde sağkalım ve /okorejyonel nüks ve uzak metastas oluş süreleri açısından değerlendirilmiştir.
BULGULAR: Hastaların 245 tanesine adjuvan externa/ radyoterapi (4600 6000 cGY) uygulanmış 72 hastaya radyoterapi yapılmamıştır. Toplam 10 hasta radyoterapi uygulamasına yarım bırakmıştır. 208 hastaya adjuvan sistemlik kemoterapi (CMF veya FEC)uygulanmıştır. 263 hastaya adjuvan hormonoterapi 22‘sine j%6.7) tek başına kemoterapi, l 62‘sine (%49.5) radyoterapi+kemoterapi, 24‘ iine (%7.3) kemoterapi+hormonoterapi, 28‘ ine (%8.2) radyoterapi+Jıormonoterapi uygulanmıştır,.
SONUÇ: Uzat metastaz görülme sıklığı cerrahi+radyoterapi+kemoterapi grubunda en az tespit edilmiştir. Kombine tedavi metodu uygulanan hastalarda genel sağkalım % 70 olarak bulunmuştur.

OLGU SUNUMU
12. 
Larsen Sendromu Ve Anestezi
Anestliesia and Larsen Sylidrome
Ayda Başgül, Ayşe Hancı
Sayfalar 57 - 58
Larsen Sendromu bağ dokusunun generalize mezenkimal de/ekti olan nadir bir vakadır. Vakayı, cerrahi planlanan Larsen Sendromu bir hastada ayrıntılı bir preanestezik vizit, deneyimli bir ekipte anestezi uygulaması ve dikkatli bir postoperatif izlem gereğini vurgulamak için sunduk.

13. 
Kardiyak Tutulum Gösteren Bir Behçet Olgusu
A case of Behçet with Cardiac lnvolvement
Ebru Em, Hülya Tanes Açıkel, Fatih Borlu, Ali Özgür Öztürk, Gülçağrı Erol
Sayfalar 59 - 60
Behçet hastalığı aftöz stomatit, genital ülserasyon ve üveit triadı ile karakterize idiopatik,tekrarlayan, kronik, multisitemik bir hastalıktır. Vakamızı klasik behçet hastalığı bulgularının yanında çok nadir görülen kardiyak tutulum göstermasi nedeniyle yayınladık.

LookUs & Online Makale